Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi
2
أَن جَآءَهُ ٱلۡأَعۡمَىٰ
Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi
3
وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ
Ne bilirsin, belki de o arınacak
4
أَوۡ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكۡرَىٰٓ
Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti
5
أَمَّا مَنِ ٱسۡتَغۡنَىٰ
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun
6
فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun
7
وَمَا عَلَيۡكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ
Arınmak istememesinden sana ne
8
وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسۡعَىٰ
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun
9
وَهُوَ يَخۡشَىٰ
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun
10
فَأَنتَ عَنۡهُ تَلَهَّىٰ
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun
11
كَلَّآ إِنَّهَا تَذۡكِرَةٞ
Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür
12
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
Dileyen onu öğüt kabul eder
13
فِي صُحُفٖ مُّكَرَّمَةٖ
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir
14
مَّرۡفُوعَةٖ مُّطَهَّرَةِۭ
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir
15
بِأَيۡدِي سَفَرَةٖ
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır
16
كِرَامِۭ بَرَرَةٖ
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır
17
قُتِلَ ٱلۡإِنسَٰنُ مَآ أَكۡفَرَهُۥ
Canı çıksın o insanın, o ne nankördür
18
مِنۡ أَيِّ شَيۡءٍ خَلَقَهُۥ
Allah onu hangi şeyden yaratmış
19
مِن نُّطۡفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ
Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş
20
ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ
Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır
21
ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقۡبَرَهُۥ
Sonra onu öldürür ve kabre koyar
22
ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ
Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir
23
كَلَّا لَمَّا يَقۡضِ مَآ أَمَرَهُۥ
Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir
24
فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ
İnsan, yiyeceğine bir baksın
25
أَنَّا صَبَبۡنَا ٱلۡمَآءَ صَبّٗا
Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz
26
ثُمَّ شَقَقۡنَا ٱلۡأَرۡضَ شَقّٗا
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
27
فَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا حَبّٗا
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
28
وَعِنَبٗا وَقَضۡبٗا
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
29
وَزَيۡتُونٗا وَنَخۡلٗا
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
30
وَحَدَآئِقَ غُلۡبٗا
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
31
وَفَٰكِهَةٗ وَأَبّٗا
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz
32
مَّتَٰعٗا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَٰمِكُمۡ
Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir
33
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ
O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman
34
يَوۡمَ يَفِرُّ ٱلۡمَرۡءُ مِنۡ أَخِيهِ
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar
35
وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar
36
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar