Rehber.
Ana Sayfa Temalar Kur'an-ı Kerim Hadisler Favorilerim
Mekke • 50 AYET

Mürselât

المرسلات

Besmele
1

وَٱلۡمُرۡسَلَٰتِ عُرۡفٗا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

2

فَٱلۡعَٰصِفَٰتِ عَصۡفٗا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

3

وَٱلنَّـٰشِرَٰتِ نَشۡرٗا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

4

فَٱلۡفَٰرِقَٰتِ فَرۡقٗا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

5

فَٱلۡمُلۡقِيَٰتِ ذِكۡرًا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

6

عُذۡرًا أَوۡ نُذۡرًا

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

7

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٞ

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır

8

فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتۡ

Yıldızların ışığı giderildiği zaman

9

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتۡ

Gök yarıldığı zaman

10

وَإِذَا ٱلۡجِبَالُ نُسِفَتۡ

Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman

11

وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتۡ

Peygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman

12

لِأَيِّ يَوۡمٍ أُجِّلَتۡ

Bu, hangi güne bırakılmıştı

13

لِيَوۡمِ ٱلۡفَصۡلِ

Hüküm gününe bırakılmıştı

14

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ

Hüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin

15

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlamış olanların vay haline

16

أَلَمۡ نُهۡلِكِ ٱلۡأَوَّلِينَ

Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız

17

ثُمَّ نُتۡبِعُهُمُ ٱلۡأٓخِرِينَ

Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız

18

كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ

Suçlulara böyle yaparız

19

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün, yalanlamış olanların vay haline

20

أَلَمۡ نَخۡلُقكُّم مِّن مَّآءٖ مَّهِينٖ

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

21

فَجَعَلۡنَٰهُ فِي قَرَارٖ مَّكِينٍ

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

22

إِلَىٰ قَدَرٖ مَّعۡلُومٖ

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi

23

فَقَدَرۡنَا فَنِعۡمَ ٱلۡقَٰدِرُونَ

Buna gücümüz yeter; Biz ne güzel güç yetireniz

24

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlamış olanların vay haline

25

أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ كِفَاتًا

Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı

26

أَحۡيَآءٗ وَأَمۡوَٰتٗا

Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı

27

وَجَعَلۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ شَٰمِخَٰتٖ وَأَسۡقَيۡنَٰكُم مَّآءٗ فُرَاتٗا

Orada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi

28

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Yalanlamış olanların vay o gün haline

29

ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

İnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin

30

ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ ظِلّٖ ذِي ثَلَٰثِ شُعَبٖ

gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin

31

لَّا ظَلِيلٖ وَلَا يُغۡنِي مِنَ ٱللَّهَبِ

gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin

32

إِنَّهَا تَرۡمِي بِشَرَرٖ كَٱلۡقَصۡرِ

O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür

33

كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتٞ صُفۡرٞ

O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür

34

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Yalanlamış olanların o gün vay haline

35

هَٰذَا يَوۡمُ لَا يَنطِقُونَ

Bu, onların konuşamayacakları gündür

36

وَلَا يُؤۡذَنُ لَهُمۡ فَيَعۡتَذِرُونَ

Onlara izin de verilmez ki özür beyan etsinler

37

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Yalanlamış olanların o gün vay haline

38

هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِۖ جَمَعۡنَٰكُمۡ وَٱلۡأَوَّلِينَ

Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür

39

فَإِن كَانَ لَكُمۡ كَيۡدٞ فَكِيدُونِ

Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun

40

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Yalanlamış olanların o gün vay haline

41

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي ظِلَٰلٖ وَعُيُونٖ

Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar

42

وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشۡتَهُونَ

Canlarının istediği meyveler arasındadırlar

43

كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Onlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz

44

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz

45

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlamış olanların vay haline

46

كُلُواْ وَتَمَتَّعُواْ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجۡرِمُونَ

Yiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, doğrusu sizler suçlularsınız

47

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlamış olanların vay haline

48

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرۡكَعُواْ لَا يَرۡكَعُونَ

Onlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar

49

وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlamış olanların vay haline

50

فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَهُۥ يُؤۡمِنُونَ

Kuran'dan başka hangi söze inanacaklar